Hayatım, beni koruması gereken bir sistemin içinde korunamadığım bir çocuklukla başladı. Henüz sekiz yaşındayken hayatta kalmak için sokaklara sığınmak zorunda kaldım. O andan itibaren çocukluğum geride kaldı; açlık, yalnızlık ve belirsizlik günlük hayatımın bir parçası oldu.

Sokaklar bana ne merhameti ne de güveni öğretti. Yoksullukla birlikte işkenceyi, zulmü ve insanın en karanlık hâllerini tanıdım. Uyuşturucuyla tanıştığım, yaşamın anlamını yitirdiğimi düşündüğüm ve kendime zarar verdiğim zamanlar oldu. Bugün bedenimde taşıdığım izler, o günlerin sessiz tanıklarıdır. Bu izler bir zayıflığın değil, hayatta kalmayı başarmış olmanın gerçeğidir.

 

“HER KELİMEDE BIRAKTIĞIM İZ ASLINDA SESSİZCE ANLATTIĞIM BENDİR ÇÜNKÜ İNSAN EN ÇOK YAZDIKLARINDA GÖRÜNÜR”