Yusuf Boyraz
YAZAR • GAZETECİ • BİYOGRAF • EDİTÖR
Yusuf Boyraz; yazar, gazeteci, biyograf ve editördür. Henüz sekiz yaşındayken evinde yaşanan şiddetin ortasında büyümüş, o yaşta omuzlarında taşıdığı yüklerle sokakların soğuk, karanlık ve acımasız dünyasıyla tanışmıştır. Çocukluğunun sessiz çığlığını her eserinde duyurmaya devam etmiştir.
2004 Mart ayında, İzmir Konak Meydanı’nda haksızlıklara ve gördüğü işkencelere ses çıkarmak için bedenini ateşe vermiştir. O an, acının ve adaletsizliğin sınırlarını haykırmak istemiştir. Yanan ateş, susturulmak istenen bir sesin ifadesiydi.
“Her kelimede bıraktığım iz aslında sessizce anlattığım bendir; çünkü insan en çok yazdıklarında görünür.” Bugün kaleme aldığı eserlerle okuyucularına umut ve cesaret aşılayan Boyraz, aynı zamanda hakikatin peşinde bir biyograf ve gazeteci olarak çalışmalarını sürdürmektedir.
BİYOGRAFİ
Ateşten Geçmiş Bir Hayat: Ben Yusuf Boyraz
Ben Yusuf Boyraz. 1979 yılında İzmir’de dünyaya geldim. Annem ve babam aslen Elbistanlıdır. Çocukluk yıllarımda ailem maddi olarak daha düzenli ve huzurlu bir yaşam sürüyordu. Ancak 1993 yılında babamı geçirdiği bir trafik kazasında kaybettim. Babamın ölümüyle birlikte hayatımız tamamen değişti. Ailem sahip olduğu birçok şeyi kaybetti ve yoksullukla mücadele etmek zorunda kaldı.
Henüz küçük bir çocuk olmama rağmen hayatın ağır gerçekleriyle erken yaşta tanıştım. Paraya ve maddi değerlere hiçbir zaman büyük bir önem vermedim. Çocukluğumun bir döneminde sokakta yaşayan ve hayat mücadelesi veren arkadaşlarımla birlikte yaşamayı tercih ettim. Yaklaşık beş yıl boyunca sokaklarda kaldım. Hayatımı ailemin sıcaklığı içinde değil; sokakların zorlu şartları, gecelerin karanlığı ve hayatta kalma mücadelesi içinde geçirdim.
Sokaklarda geçen yıllar beni hem güçlü hem de hassas bir insan olarak şekillendirdi. Yaşadığım zorluklar zamanla yerini mücadeleci, kararlı ve cesur bir kişiliğe bıraktı. Hayatın bana öğrettikleriyle yeni insanlar tanıdım, farklı çevreler edindim ve zaman içerisinde siyasete yöneldim.
Ancak siyasi düşüncelerim ve mücadelem nedeniyle tutuklandım. Yaklaşık sekiz yıla yakın bir süre cezaevinde kaldım. Cezaevi yılları benim için hayatımın en zor dönemlerinden biri oldu. Özgürlüğümden uzak kaldığım bu süreçte birçok acı, baskı ve zorluk yaşadım.
Cezaevinden çıktıktan sonra askerlik yaşı nedeniyle tekrar yakalandım ve askere götürüldüm. Askerlik döneminde vicdani ret hakkımı kullanmaya karar verdim. İnançlarım ve düşüncelerim doğrultusunda askerlik yapmayı reddettiğim için yeniden cezalandırıldım ve yaklaşık üç buçuk yıl boyunca askeri cezaevlerinde kaldım.
Şirinyer, Erzincan, Ağrı, Muş ve Sarıkamış başta olmak üzere Türkiye’nin farklı bölgelerindeki birçok askeri cezaevinde ve disiplin koğuşlarında tutuldum. Bu süreçte hem siyasi kimliğim hem de vicdani ret hakkımı kullanmam nedeniyle ağır baskılar gördüm. Askeri cezaevlerinde yaşadığım işkenceler, kötü muameleler ve insanlık dışı uygulamalar hayatımda derin izler bıraktı.
O günlerde güçlü görünmeye çalışsam da yaşadığım acılara dayanmak hiç kolay değildi. Yıllar geçmesine rağmen o dönemlerde yaşadıklarımın izlerini hâlâ bedenimde ve zihnimde taşıyorum. Geçmişte yaşadığım travmalar, hayatımın bir parçası olarak benimle birlikte yaşamaya devam ediyor.
Cezaevinden çıktıktan sonra İzmir’e, ailemin yanına döndüm. Ancak geçmişte yaşadığım olaylar ve cezaevi yıllarında tanık olduğum acılar üzerimde büyük etkiler bıraktı. Özellikle siyasi nedenlerle cezaevinde bulunduğum dönemde devrimci kadın arkadaşlarımdan birinin kendini yakma eylemi beni derinden etkiledi. Arkadaşlarımın yaşadığı acılara ve mücadelelerine ses olmak amacıyla ben de bedenimi ateşe verme girişiminde bulundum. Ancak hayatta kaldım ve yaklaşık iki yıl boyunca hastanede tedavi gördüm. Bu süreçte hakkımda birçok dava açıldı.
Tüm yaşadığım acılara rağmen hayata tutunmaya devam ettim. Daha sonra evlendim ve eşimle birlikte yeni bir hayat kurmaya çalıştım. Bu evlilikten bir çocuğum dünyaya geldi. Mutlu bir yuva kurma çabam devam ederken, geçmişin yaraları ve yaşadığım baskılar hayatımı etkilemeye devam etti.
Yaşadığım siyasi baskılar, davalar ve üzerimde oluşan ağır koşullar nedeniyle 2010 yılında eşim ve çocuğumla birlikte Türkiye’den ayrılmak zorunda kaldım. Bugün İsviçre’nin Bern kentinde yaşamımı sürdürmekteyim. Burada sürgünde bir hayat devam ettirirken geçmişimi, yaşadıklarımı ve mücadelelerimi unutmadan yoluma devam ediyorum.
Yaşadığım bütün acıları, mücadeleleri ve hayat hikâyemi insanlarla paylaşmak için yazıya döktüm. “Benim Adım Yusuf” ve “1300 Gün” adlı romanlarımda çocukluğumdan başlayarak sokak yıllarımı, cezaevi süreçlerimi, askeri cezaevlerinde yaşadıklarımı, vicdani ret mücadelemi ve hayatımda bıraktığı derin izleri anlattım.
Romanlarımın yanında şiirlerimle de yaşadıklarımı ve içimde biriken duyguları ifade ettim. “1300 Gün Şiirler” ve “Sokakların Yalnız Adamı” adlı şiir kitaplarımda hayatımın farklı dönemlerinden izler taşıyan duygulara yer verdim.
Şiirlerimde kimi zaman aşkı, kimi zaman doğayı, kimi zaman yaşamın güzelliklerini; kimi zaman ise yaşadığım acıları, yalnızlığı, işkenceleri, zulümleri, mücadeleleri ve insanın iç dünyasındaki yaraları anlattım. Her şiirim; geçmişten bugüne taşıdığım anıların, acıların, umutların ve hayata karşı direncimin bir yansımasıdır.
Yazdığım kitaplar benim sadece geçmişimi değil; aynı zamanda hayatta kalma mücadelemi, direncimi, acılar karşısındaki duruşumu, sevgimi, umutlarımı ve insan onurunu koruma çabamı anlatmaktadır.
Benim hikâyem; zorluklarla başlayan, ateşten geçen, mücadelelerle devam eden ve tüm yaşananlara rağmen umudu kaybetmemeye çalışan bir insanın hikâyesidir.
Yusuf Boyraz’ın kitapları, hayatın en zor anlarından süzülmüş gerçek hikâyelerdir. “1300 Gün”, “Sokakların Yalnız Adamı” ve “Benim Adım Yusuf” adlı eserlerinde kaybedilmiş çocukluklar, sokakların yalnız adamları ve kimlik mücadelesi anlatılır. Her kitap, okuyucuyu kendi iç yolculuğuna çıkarır.
ADRES
TELEFON
E-POSTA
OKUR YORUMLARI
Okurlarımın Yorumları
" Yusuf Boyraz’ın kalemi, susturulmuş bir hayata adalet arıyor. Her satırı yüreğe dokunuyor."
Ayşe Yılmaz
/ Okur
" Kitaplarını okuduktan sonra dünyaya bakışım değişti. Çocukluğun sessiz çığlığını ilk kez bir yazar bu kadar içten anlattı."
Mehmet Demir
/ Okur
" Ateşten geçmiş bir hayatın izlerini taşıyan bu eserler bana cesaret verdi."
Zeynep Kaya
/ OkurTopluluğa Katılın
Yeni yazılarımdan ve kitaplarımdan ilk siz haberdar olun