Blog

241e4719-d889-4a4e-9279-2dfaa942d45c

Bugün sokaklarda yürürken gördüm onu. Kartonların üstünde yatıyordu. Yusuf Boyraz… Adını
sonra öğrendim. Gözlerden uzak, kimsenin bakmadığı bir köşede. Ama oradaydı. Dimdik
durmasa da, oradaydı işte.


Soğuktu. Yağmur hafif hafif çiseliyordu. Karton ıslaktı. Yusuf üşüyordu ama fark etmiyormuş gibi.
Baktım gözlerine, bir baktım da bir şey vardı. Umut mu diyorsun, direnç mi diyorsun, bilemedim.
Yorgunluk kesin. Ama bir şekilde ayakta duruyor. İnsan inanmakta zorlanıyor.
Sokakta olmak böyle bir şey işte. Aç kalıyorsun, ıslanıyorsun, yalnızsın. Ama bir de buna
alışıyorsun. Yusuf alışmış gibiydi. Kim bilir kaç gecedir o kartonun üstünde yatıyor. Kim bilir kaç
defa soğuktan titredi, aç kaldı. Ama hâlâ umut var gözlerinde.
Baktım etrafa, gördüm diğerlerini de. Birçoğu fark edilmez. Sessiz, görünmez. Ama herkesin bir
hikayesi var. Yusuf’un hikayesi sadece bir tanesi. Binlercesi var. Herkesin içinde bir şey var. Işık
mı umut mu, fark etmiyor.
Ben de düşündüm. İnsan olmak sadece kendi derdini düşünmek değil. Birine bakmak, görmek,
anlamak da insan olmak. Yusuf’un yanında durdum biraz. Hiç konuşmadık. Ama hissettim.
Onun sesi olmalı, hikayesi duyulmalı.
Ve işte yazıyorum. Kimse fark etmese de yazıyorum. Belki bir gün biri durur, bakar. Belki bir fark
yaratır. Yusuf’un sessizliği, gözlerindeki ışık, bana bunu hatırlattı: Görmek, duymak, yazmak…
İnsan olmak demek.

Şair Yazar
yusuf boyraz