Blog

241e4719-d889-4a4e-9279-2dfaa942d45c

Şehir sokaklarında yürürken bakmayı unuttuğumuz köşeler var. Kimsenin bakmadığı, çoğu
zaman gözden kaçan. İşte orada çocuklar var. Sessiz, yalnız. Ailelerinden ayrı, aç, barınmasız.
Eğitim nedir bilmiyorlar. Ama hayatta kalmayı öğrenmişler. Sessiz çığlık atıyorlar, ama kimse
duymuyor. Kimse fark etmiyor.


Geçen gün birini gördüm. Küçük bir banka oturmuş, başını dizine dayamış. Yanından bin kişi
geçti, kimse bakmadı. Çocuğun elinde küçük bir paket vardı. Belki yemek, belki hiç bir şey.
Gözlerinde bir boşluk vardı. Ama aynı zamanda bir direnç vardı. İnsan bakarken ürküyor, ama
bir yandan hayran kalıyor. Nasıl dayanıyor, anlamak zor.
Ara sokaklarda bazen birkaç çocuk bir araya geliyor. Bir köşeye oturmuşlar, sessizce bir şeyler
paylaşıyorlar. Gülüyorlar ama gülüşleri kısa. Sanki o anlık bir rahatlama. Birinin başına bir şey
gelirse, diğerleri hemen yanında. Küçük bir dayanışma. Ama dışarıdan bakan kimse bunu
görmüyor. Sadece “çocuklar sokakta” diyor.
Bazıları çalışıyor. Gazete satıyor, simit taşıyor, çöp topluyor. Ama çoğu zaman yetmiyor.
Yaşamak için yetmiyor. İnsanlar bazen kızıyor onlara. “Rahatsız ediyorlar” diyorlar. Ama asıl
sorun onların yaşam koşullarını kimsenin düzeltmemesi. Kimse sahip çıkmıyor.
Geçen gün birini izledim. Küçük bir çocuk, karton parçasını düzeltiyordu. Ellerini dikkatle
kullanıyor, kendi dünyasını kuruyordu sanki. Kendi alanını korumaya çalışıyor gibiydi. Uzaktan
bakınca bir yandan üzüyor, bir yandan hayran bırakıyor. Bu kadar küçük birinin bu kadar dikkatli
olması… İçimi acıtıyor.
Bazı çocuklar sabahları okula gitmek yerine sokakta uyanıyor. Günün ne getireceğini bilmiyorlar.
Belki yiyecek bir ekmek, belki güvenli bir köşe… Belki hiç. Ama yine de umut var. Her gün
yeniden başlıyorlar. Her gün hayatta kalmaya çalışıyorlar. Ve bu direnci görmek insanın ruhunu
sarsıyor.
Bir köşe daha var, orada üç çocuk bir karton kutunun üstünde oturuyor. Birinin elinde eski bir top
var. Topu birbirlerine atıyorlar. Bazen düşüyor, bazen kayboluyor. Ama gülüyorlar. O gülüşlerde
bile bir acı var, bir eksiklik var. Ama yine de oyun var. Hayatta kalmak için oyun gerek.
Bazı çocuklar bir yandan sokakta çalışıyor, bir yandan hayal kuruyor. Gelecek hayalleri var mı?
Belki bir kısmı için hayal bile kurmak lüks. Ama bakışlarında bir merak, bir umut var. Kim bilir
hangi düşüncelerle uyuyorlar geceleri, kim bilir hangi korkularla uyanıyorlar sabah.
Sokakta olmak sadece fiziksel bir mücadele değil. Psikolojik bir savaş da var. Her an tetikte
olmak, kimseye güvenmemek, sürekli dikkat etmek zorunda kalmak… Bütün bunlar çocukların
ruhunu şekillendiriyor. Bir yandan çocuk, bir yandan hayatta kalmaya çalışan bir savaşçı. Ve
kimse bunu fark etmiyor.
Geceleri kartonların üstünde yatıyorlar. Rüzgar, yağmur, soğuk… Hepsi üzerlerine geliyor. Ama
bir şekilde katlanıyorlar. Ellerini birleştiriyor, başlarını dizlerine dayıyor, bazen sessizce
ağlıyorlar. Ama sabah yeniden uyanıyorlar. Dimdik durmaya çalışıyorlar.
Ara sokaklardan geçerken bir çocuk koştu karşıma. Önce şaşırdım, sonra fark ettim, sadece
oyun oynuyordu. Ama gözlerinde bir şey vardı. Kendini bir an için özgür hissetti. Bir dakika bile
olsa özgür. İşte bu küçük anlar onların yaşama tutunuşu.
Her köşe, her ara sokak, her banka, her karton parçası… Hepsi bir hikaye anlatıyor. Sessiz ama
güçlü. Acı dolu ama umutlu. Ve kimse duymuyor, kimse bakmıyor.

Şair Yazar
yusuf boyraz